5 Kasım 2012 Pazartesi
27 Eylül 2012 Perşembe
23 Eylül 2012 Pazar
DENEMEK, DENEMEMEKTEN ÇOĞU ZAMAN DAHA İYİDİR
Samuel Beckett'in ünlü sözünü hemen hepimiz duymuşuzdur. "Denedin yenildin, yine dene, yine yenil" orjinalı tam nasıldır emin değilim, ama çevirilerin çoğu bu şekildedir. Denemek, kimi zaman korkutur insanı. Neticesinin neye çıkacağını bilemeyeceğiniz bir çaba, aralamaya çalışacağınız bir soru, kimi zaman ürkütür. Halbuki o çekince yaşanmadan yaşanan şeyin adı "denemek" olmuyor. Ne olacağını baştan biliyorsanız, adı denemek olmuyor onun. Bildiğini okumak, bildiği yoldan gitmek, bildiğini yapmak oluyor aslında. Deneyerek, yeni yollar bulunuyor, ama yanılarak, ama düşerek, ama kesinlikle yeni. Başkalaşımı, "denemek" getiriyor. İşle ilgili eğitimlerin birinde "konfor alanı" üzerinde duruldu uzun uzun. Herkesin kendi konfor alanları olduğundan bahsedildi, bu alanların dışına çıkmaktan çoğu insanın nasıl geri durduğu anlatıldı, halbuki büyük keşiflerin, büyük adımların kimi zaman riskli, kimi zaman bir miktar bilinmezlik içeren kararlar, adımlar ardında olduğu anlatıldı. İş hayatına bu yönde verilebilecek kontrolsüz gazların etkisi, istendiği gibi olur mu emin olamıyor insan fakat, bu düşünceyi, kişisel hayatınıza, yaşam tarzınıza uyarlarsanız, anlam buluyor bir parça. Terkedemediğimiz "öngörülebilirlik"lerimiz, çoğu zaman bizi "yeni", belki "daha doğru", "daha güzel" şeyler yaşamaktan alıkoyuyor. "Denemek" önündeki en büyük engel ya da fren "bilinmezlik". İyiye mi kötüye mi çıkacağını kestiremediğiniz bir yol ağzını, kötüye yormaktaki, kötüye dayanaksızlığımız, ya da kötüye inancımız, ya da kötüye arzumuz. "Kesin kötü çıkacak" temennimiz. Denemenin içinde bir bilinmezlik, bir yenilik barındırdığını zaman zaman reddeşimiz. Denemek, denememekten çoğu zaman daha iyidir, bunu bilmemiz gerekir.
15 Eylül 2012 Cumartesi
BİLMEDEN DENEMEK / TRYING WITHOUT KNOWING
HAYATA
TESLIMIYET: BILMEDEN DENEMEK
Hava çok sıcak,
sokaktaki kalabalık ancak bir bal kadar akışkandır. Seninse bir hedefin vardır,
o kalabalığa batmadan varman gereken. Yeni yollar deneyip zaman kaybetmek
istemezsin. Zihninde bölgenin tanıdık bütün sokakları açılır, birbirine
bağlanır. Sen en kısa ve kolay yoldan nasıl gideceğini hesaplarken varmak
istediğin yere, ayakların daha önce girmediğin bir araya sapar. Sen düşünürsün,
haritalar çizersin, saptığın yolu da takıp edersin farkına varmadan. Sanki
kalabalık hızlanmış, senin vücudunu da kendine katmış gitmektedir. Sen
düşünürsün ve bilmeden yürürsün. Ve
köşe: kalabalık dağılır önünden, gözlerini yerden ve zihnindeki haritadan
kaldırırsın. Aradığın karşındadır. Zihin denemeyi sevmese de beden sever; planlar seni olduğun yerde tutar, hayatsa
omuzundan tutup bir yere atar.
SURRENDERING TO
LIFE: TRYING WITHOUT KNOWING
It is boiling out
there and the narrow street is packed with a crowd only as fluent as honey. But
you do have a destination to reach without getting stucked in this crowd. You
are unwilling to try new routes and lose time. All the alleys you know open up
one by one and connect to eachother in your mind. You start to calculate the
shortest and easiest way to the destination while your feet take a turn into an
unknown allley. You think, visualize maps and you also follow the alley without
even noticing. Suddenly it feels like the crowd now is flowing faster,
incorporating your body into its. You think and walk without knowing. And the
corner: the crowd disperses , you move your eyes up away from the ground and your mental map. Here it
is: your destination. Mind doesn’t like to try ,yet body likes it. Plans nail
you to the ground , yet life grabs you from your shoulders and throws you far.
DENEMEDEN ÖNCEKİ HAL/ THE STATE BEFORE TRYING
From the movie:
TAKE THIS WALTZ( 2012)
THE STATE BEFORE
TRYING : BEING IN-BETWEEN
Two prospective
lovers who don’t know yet that they will fall in love; are on the plane where
they meet. Margot’s talking about her airport phobia which turns out to be a delicate metaphor for the big
decision she will have to make between his marriage and Daniel:
Margot: I’m afraid
of airport. I’m afraid of connections. Getting from one plane to
another,running, rushing, unknowing and trying to figure it out, wondering if I’m
gonna make it.
Daniel: What do you
think will happen if you don’t make it?
Margot: I think I
may get lost
Daniel: And you will
miss the plane.
Margot: No, that is
not really the fear
Daniel: So what are
you afraid of?
Margot: I’m afraid
of wondering if I’ll miss it. I don’t like being in-between things.
I’m afraid of being afraid
Daniel: It sounds
like the most dangerous thing in the world
Film: TAKE THIS
WALTZ( 2012)
DENEMEDEN ÖNCEKİ HAL: ARADA KALMAK
Gelecekte
sevgili olacaklarını henüz bilmeyen Margot ve Daniel, tanıştıkları uçaktadır.
Margot, havaalanı korkusundan bahsetmektedir. Filmin devamında bu korkunun,
Margot’nun evliliği ve Daniel arasında vermek zorunda kalacağı kararı ne kadar
güzel betimlediğini görürüz.
Margot: Havaalanlarından
korkuyorum, bağlantılardan… Bir uçaktan diğerine gitmek, koşturmak, acele
etmek, bilmemek, anlamaya çalışmak ve acaba başarabilecek miyim diye düşünmek.
Daniel: Eğer
başaramazsan ne olur?
Margot: Herhalde
kaybolurum.
Daniel: ve uçağı
kaçırışın.
Margot: Yok, korktuğum
bu değil aslında.
Daniel: Peki neden
korkuyorsun?
Margot: Kaçıracak mıyım diye merak etmekten
korkuyorum, İki şeyin arasında kalmayı hiç sevmiyorum. Ben korkmaktan
korkuyorum.
Daniel: Kulağa
dünyadaki en tehlikeli şeymiş gibi geliyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
