23 Eylül 2012 Pazar

DENEMEK, DENEMEMEKTEN ÇOĞU ZAMAN DAHA İYİDİR

Samuel Beckett'in ünlü sözünü hemen hepimiz duymuşuzdur. "Denedin yenildin, yine dene, yine yenil" orjinalı tam nasıldır emin değilim, ama çevirilerin çoğu bu şekildedir. Denemek, kimi zaman korkutur insanı. Neticesinin neye çıkacağını bilemeyeceğiniz bir çaba, aralamaya çalışacağınız bir soru, kimi zaman ürkütür. Halbuki o çekince yaşanmadan yaşanan şeyin adı "denemek" olmuyor. Ne olacağını baştan biliyorsanız, adı denemek olmuyor onun. Bildiğini okumak, bildiği yoldan gitmek, bildiğini yapmak oluyor aslında. Deneyerek, yeni yollar bulunuyor, ama yanılarak, ama düşerek, ama kesinlikle yeni. Başkalaşımı, "denemek" getiriyor. İşle ilgili eğitimlerin birinde "konfor alanı" üzerinde duruldu uzun uzun. Herkesin kendi konfor alanları olduğundan bahsedildi, bu alanların dışına çıkmaktan çoğu insanın nasıl geri durduğu anlatıldı, halbuki büyük keşiflerin, büyük adımların kimi zaman riskli, kimi zaman bir miktar bilinmezlik içeren kararlar, adımlar ardında olduğu anlatıldı. İş hayatına bu yönde verilebilecek kontrolsüz gazların etkisi, istendiği gibi olur mu emin olamıyor insan fakat, bu düşünceyi, kişisel hayatınıza, yaşam tarzınıza uyarlarsanız, anlam buluyor bir parça. Terkedemediğimiz "öngörülebilirlik"lerimiz, çoğu zaman bizi "yeni", belki "daha doğru", "daha güzel" şeyler yaşamaktan alıkoyuyor. "Denemek" önündeki en büyük engel ya da fren "bilinmezlik". İyiye mi kötüye mi çıkacağını kestiremediğiniz bir yol ağzını, kötüye yormaktaki, kötüye dayanaksızlığımız, ya da kötüye inancımız, ya da kötüye arzumuz. "Kesin kötü çıkacak" temennimiz. Denemenin içinde bir bilinmezlik, bir yenilik barındırdığını zaman zaman reddeşimiz. Denemek, denememekten çoğu zaman daha iyidir, bunu bilmemiz gerekir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder